e
sv

Vakanüvis inceledi: Finlandiya gemileri Osmanlı’dan izinsiz dolaşamazdı

6 Okunma
avatar

Tombik

  • e0

    Mutlu

  • e0

    Eğlenmiş

  • e0

    Şaşırmış

  • e0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

NATO’ya üye olmak için İsviçre’yle birlikte harekete geçen Finlandiya’nın Türkiye aleyhtarı örgütlere şefkatle davrandığı biliniyor.

Üyelik yolunda Türkiye’nin vetosuyla karşılaşmak istemeyen Fin yetkililer bugünlerde, inandırıcılıktan uzak açıklamalarla gönül almaya çalışıyorlar.

Elbette bu temelsiz sözler, Finlandiya’nın Türkiye düşmanlarına kol kanat gerdiği gerçeğini değiştirmiyor.

Oysa kendi tarihleri, Finlerin Türklerden sadece dostluk gördüğünü ortaya koyuyor.

İsveç’in parçası, Rusya’nın şamar oğlanıydı

Doğuda Rusya, kuzeyde Norveç ve batıda İsveç’le komşu olan, Baltık Denizi ile Takımadalar Denizi’ne kıyısı bulunan Finlandiya, 338 bin 455 km² yüzölçümünde 5,5 milyon nüfusa sahip bir ülke.

Fince konuşulan ülkenin başkenti ve en büyük şehri Helsinki. Bir rivayete göre – zira farklı farklı rakamlar var – Finlandiya’da 180 bin göl bulunuyor.

Finlandiya 600 yıldan uzun bir süre, Orta Çağdan 19. yüzyılın başına kadar İsveç’in bir parçasıydı. Bu dönemde Rusya, İsveç’in “Finladiya Bölgesi”ne sık sık saldırılar düzenlemişti. Nihayet 1809 yılında Rusya amacına ulaşmış ve Finlandiya’yı İsveç’ten kopartıp kendisine bağlı özerk bir prensliğe dönüştürmüştü.

Son Rus çarı olan II. Nikolay, ülkeyi “Ruslaştırmak” ve özerkliğini sonlandırmak istediyse de 1917 Bolşevik İhtilali’yle Finliler Ruslardan kurtulma fırsatı bulacaktı. Finlandiya, 6 Aralık 1917’de bağımsızlığını ilan etmiş, bu arada da bir iç savaş yaşamıştı. II. Dünya Savaşı sırasında hem Sovyetler Birliği’ne hem de Almanya’ya karşı savaşan Finlandiya, ikili oynamasının bedelini ise bir kısım toprağını kaybederek ödemişti.

Fin gemileri, II. Mahmut’un tuğrasının koruması altında

Finlandiya’nın Finlandiya olduğu geçtiğimiz yüzyılın başlarına kadar olan “hap tarihi” böyle. Rusya’nın boyunduruğu altında, “özerklik” ambalajında küçük hükümranlık alanlarına sahip olduğu 1800’lü yıllarda Finlandiya ile Osmanlı Devleti arasında ise büyükle küçük arasındaki şefkatli bir ilişki vardı. Finler, Rus himayesinde bulundukları dönemde sık sık Akdeniz’e gelerek bölgede ticaret yapıyorlardı.

Fin gemileri; Mısır kıyıları ile Cebel-i Tarık Boğazı, Cezayir, Tunus, Libya, İtalya, Arnavutluk ve Yunanistan civarında rahatça seyredilmek ve ticarî faaliyette bulunabilmek için Osmanlı Devleti’nden “Sefine Kağıdı” (Deniz Yol Kağıdı) almak zorundaydılar. Bu evrak, Finlerin gemilerini hem muhatap devletlerin olası olumsuz davranışlarından hem de korsan saldırılarından koruyordu.

Bu “Sefine Kağıtları”ndan Sultan II. Mahmut’un tuğrasını taşıyan bir hükümname Cezayir, Tunus ve Trablusgarp Beylerbeylerine hitaben yazılmıştı. 1818 tarihli bu belgede, Finlandiyalı kaptan Petrarih Tranström’den bahsedilerek, kendisine dokunulmaması, seyir ve ticaret faaliyetini rahatça yapmasının sağlanması emrediliyordu. 1824 tarihli bir başka hükümnameyle de yine Finli gemi kaptanı Eril Diupström’e ait geminin serbestçe seyr-i sefer etmesine izin verilmekteydi.

Finlandiya’daki Türklerden “Türkçe Ezan”a destek

Finlandiya ile Türkiye arasındaki ilişkiler tarihinden ilginç bir detay da Cumhuriyet’in ilanından sonraki dönemde yer almıştı. Finlandiya’ya yönelik göçlerle bu ülkede bir topluluk haline gelen Kazan Türkleri, Cumhuriyet yönetiminin Ezan-ı Muhammediye’nin Türkçe okutulması uygulamasını memnuniyetle karşılamışlardı.

Finli Müslümanları temsil ettiklerini söyleyen bir grup, Ankara’ya bir “tebrik telgrafı” da çekmişti. Kısa bir süre sonra “Finlandiya Cemaat-i İslamiyesi”, Türkçe Ezan değilse bile Cuma hutbesi ile sair hutbelerin Türkçe okunmasını kararlaştırmıştı.

“Beyaz Zambaklar Ülkesi” Finlandiya’ydı

Bu arada, Finlandiya’dan çıkıp dünya edebiyatına mal olan “Beyaz Zambaklar Ülkesi” kitabı da bir dönem Türkiye için özel bir öneme sahip olmuştu. Grigory Petrov’un yıllara yayılmış Finlandiya seyahatlerindeki notlardan oluşan kitap, 1800’lerin sonlarında Fin halkının içinde bulunduğu olumsuz durumdan kurtulma yolunda aydınların öncülüğünde sergilediği mücadeleyi anlatıyordu.

Kitap, Cumhuriyet idaresinin dikkatini çekmiş ve hem sivil hem de askerî okullarda okutulması kararı alınmış, ayrıca halka da ücretsiz dağıtılmıştı. Ankara’daki yöneticiler bu konuda o kadar istekliydiler ki, Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabının bir dönem Kuran-ı Kerim’den sonra en çok okunan kitap haline geldiği bile öne sürülmüştü.

Ayrıca Ankara Çankaya’da bir sokağa da “Beyaz Zambaklar” adı verilmişti. 27 Mayıs darbesini yapan kadronun pek çok ismi, “Beyaz Zambaklar Ülkesi” kitabına özel bir ilgi duyduklarını, tekrar tekrar okudukları bir kitap olduğunu dile getirmişti.

– Arş. Gör. Mehmet Sait Dilek, “Türkiye – Finlandiya Siyasi İlişkilerinin Başlaması”, Atatürk Üniversitesi Dergisi – Evren Küçük,

Türkiye – Finlandiya İlişkileri, Atatürk Ansiklopedisi – Zübeyr Yıldırım, “Beyaz Zambaklar Ülkesinde”, 8 Kasım 2019, medium.com


Sıradaki içerik:

Vakanüvis inceledi: Finlandiya gemileri Osmanlı’dan izinsiz dolaşamazdı